301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
18 Ocak 2020 - Cumartesi 21:57
 
Son bölge değerlendirme toplantısı yapıldı
Son bölge değerlendirme toplantısı yapıldı
Haberi


 Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Afyonkarahisar’da, Ak Parti bölge toplantısını gerçekleştirdi.   Kaya toplantıda şu ifadelere yer verdi,   “Sayın İl Başkanım, Değerli Milletvekillerim, Sayın Bakan Yardımcılarımız,Ana Kademe, Kadın Kolları ve Gençlik Teşkilatlarımızın Çok Değerli Sosyal Politika Başkanları, Değerli Dava Arkadaşlarım Öncelikle, Sosyal Politikalar Başkanlığımızın Ege Bölge Toplantısı münasebetiyle, sizlerle bir araya gelmekten duyduğum memnuniyeti ifade ediyor; hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum.   Ege ve Akdeniz’in, hatta Marmara’nın kavşak noktasında “kadim şehrimiz Afyonkarahisar’da” düzenlediğimiz bu toplantının verimli geçmesini; bölgemiz, partimiz, ülkemiz ve aziz milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum. Esasen burada bulunanlar olarak hepimiz gerçekten çok şanslıyız. Çünkü, Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sosyal politika uygulamalarında adeta sessiz bir devrim yapmış bir siyasetin, AK Parti’nin mensuplarıyız.     Sosyal Politikalarda o kadar çok iş yaptık ki ! Bazen bizler de yaptıklarımızı sıralamakta zorlanabiliyoruz.  Bazen de vatandaşlarımız -özellikle gençlerimiz- yaptıklarımızın bir kısmının AK Parti öncesinde de zaten var olduğunu zannebiliyor. Bu nedenle, AK Parti hükümetleri olarak engelli, yaşlı, aile, kadın, genç, çocuk ve ihtiyaç sahipleri başta olmak üzere tüm dezavantajlı kesimlere yönelik sosyal politikalarımızı, daha önemlisi uygulama ve hizmetlerimizi  –hani az önce sessiz devrim yaptık dediğimiz hususları-  öncelikle teşkilat mensupları olarak hakkıyla bilmek ve çevremize anlatmak; toplumumuzda da “farkındalık” oluşturmak durumundayız. Bunun için az sonra Bakan Yardımcılarımız sunumlar yapacak. Ayrıca, sizlere bir de kitapçık dağıttık; orada pek çok bilgiyi bulacaksınız. Öğleden sonraki oturumda ise, sizi dinleyeceğiz. Sizlerin alanda gördüklerinizi, tespit ve önerilerinizi dinleyecek; böylece önümüzdeki dönem politikalarımız için sizlerin katkısını alacağız.     Değerli Dava Arkadaşlarım,   Bir ülkede ekonomik büyüme kadar sosyal devlet anlayışına verilen değer, müreffeh toplum hedefi bakımından önemlidir. Bizim sosyal politikalar alanına verdiğimiz önem, aynı zamanda inancımızın ve “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın” şiarımızın bir gereğidir. Sosyal politikalar merkezinde insan olan bir alandır; yaptığımız ve yapacağımız tüm çalışmalar da doğrudan insana ve insanın hayrına yöneliktir. “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır” buyuruyor Peygamber Efendimiz.   Bu yönüyle baktığımızda, sosyal politika alanında sorumluluk üstlenen bizlerin, vebalin yanında manevi bir fırsatın sahibi de olduğumuzu düşünüyorum.  Nitekim Osmanlı Döneminde Rumeli Kazaskeri, aynı zamanda bir mutasavvıf olan Kureyşizade (-ki kendisi de Ege Bölgesi’nden Denizli-Tavas) diyor ki;                  “Eger olur ise rızaullahta makrun hizmetin            Ecr-i bisyar eyler ihsan olsa da şey-i kalil”             “Eğer bir hizmetin ilahi rızaya uygun olursa,            Yaptığın küçük bir şey de olsa, ecri çok büyük olur”             Dolayısıyla, sosyal politika çalışmalarımız, aynı zamanda ilahi rızayı kazanmaya talip bir dava insanı şuuruyla yapıldığında, inanıyorum ki ayrı bir değer kazanacaktır.     Değerli Kardeşlerim, Müreffeh toplum hedefine doğru atılması gereken her adım gibi, mağdurlara, mazlumlara ve ihtiyaç sahiplerine dokunan her konu bizim çalışma alanımızdır. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, hükümetlerimiz dönenimde yoksullukla mücadelede uluslararası camianın da hakkı teslim ettiği bir başarıya imza attık. Ülke olarak sosyal yardımlara daha çok mali kaynak ayırdık.  Böylece daha fazla ihtiyaç sahibi haneye ulaştık. “Sosyal yardım ve hizmetlere” ayrılan mali kaynak 2002 yılında 1.6 milyar TL iken, 2019 itibariyle bu miktarı 33 kat arttırarak 55 milyar TL’ye yükselttik.    Sosyal yardım uyguladığımız program sayısı da 2002 yılında sadece 4 iken, günümüzde bu sayıyı 43’e çıkarttık. Böylece, sosyal yardımlar kapsamında devletimizin şefkat elini bugün 3,5 milyon haneye ulaştırıyoruz. Bu sayı 2002 yılında 1 milyondu. (bugün ihtiyaç sahibi ailelerin çocukları eğitimden kopmasın diye sadece ŞNT(Şartlı Nakit Transferi) programıyla ulaştığımız hane sayısı 1,3 milyondur.)   Bazı kesimler, sosyal yardım alan hane sayısındaki bu çarpıcı artışı işaret ederek, ülkemizde yoksulluğun arttığını iddia etmektedir. Oysa sosyal yardımlardan faydalanan hane sayısındaki artış, az önce ifade ettiğim gibi yardım program sayısını arttırmamızın bir sonucudur. Çünkü yeni programlarla birlikte, daha önceden adeta görmezden gelinen ya da yok sayılan ihtiyaç sahiplerini de AK Parti hükümetleri olarak yine biz kucakladık. Dünya Bankası’nın yoksullukla ilgili ölçütü “kişi başı günlük harcama” kriteridir ve biz bu konuda çarpıcı bir iyileşme kaydetmiş durumdayız. Nitekim 2002 yılında nüfusumuz içinde kişi başı günlük harcama miktarı 4,3 doların altında yaşayanların oranı %30 iken; biz bu oranı 2015 yılında %1,5’e düşürdük. Bu sonuç yine Dünya Bankası tarafından 2018 de açıklanan Rapors nrt biçimde yansımıştır. Bu Raporda Dünya Bankası diyor ki; “son 15 yılda dünyada yoksullukla mücadelede en başarılı ülke, Türkiye olmuştur.”   Dolayısıyla bazı kesimlerin bunun aksini iddia etmeleri ve yoksulluk artıyormuş algısını yaymaları  kasıtlıdır. Bu kapsamda, daha geçen ay açıklanan yeni bir bilgiyi de paylaşmak isterim. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 2018 yılı verileri baz alınarak hazırlanan "İnsani Gelişme Raporu 2019" sonuçlarını açıkladı. Buna göre Türkiye, 2018 yılını kapsayan İnsani Gelişme Endeksi'nde, 189 ülke arasında 59'uncu sıraya yükselmiş ve sonuçta Türkiye ilk kez "çok yüksek insani gelişme" kategorisine girmeyi başarmıştır. (Türkiye, bir önceki listede 64 ncü olmuş ve "yüksek insani gelişme" kategorisine girmişti) UNDP İnsani Gelişme Endeksi, “uzun ve sağlıklı yaşam”, “bilgiye erişim” ve  “kabul edilebilir bir yaşam standardı” gibi 3 temel boyutta ortalama insani gelişme düzeyinin uzun vadeli takibi sonucu hesaplanmaktadır.   Sonuç olarak gerek yoksullukla mücadele gerekse insani gelişmişlik bakımından AK Parti Hükümetleri olarak çok büyük bir başarıya imza attık. Bu nedenle algı yönetimine karşı çıkarak, gerçek bilgileri paylaşarak yalana dayalı ezberleri bozmalıyız. Dolayısıyla, bu bilgileri ilgili her platformda dile getirmenizi ve kamuoyunu aydınlatmanızı bekliyorum. Bu arada, dar gelirli vatandaşlarımıza yönelik olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde Aralık 2019’da başlatılan ve büyük bir ilgiyle karşılanan  “100 bin Sosyal Konut Projesini” de dikkat çekmek istiyorum. Bu projeyle, 81 ilimizde asgari ücretli ve dar gelirli vatandaşlarımıza uzun vadeli, kiradan daha ucuz bir maliyetle ev sahibi olabilme imkânı getiriyoruz. (Yüzde 10 peşin, kalan tutarın tamamı için aylık 894 liradan başlayan taksitler ve 240 aya varan vadelerle ev sahibi olma imkânı sağlanacaktır)   Değerli Dava Arkadaşlarım   Sosyal yardımlar kapsamda önemli gördüğüm bir hususu da değinmek istiyorum. Elbette bir toplumda ihtiyaç sahiplerine sürekli “balık vermek” yerine, asıl “balık tutmayı öğretmek” daha doğru bir yaklaşımdır. Bu nedenle ülkemizde sosyal yardımlardan yararlanan vatandaşlarımızdan istihdam edilebilir durumda olanlarını işgücüne kazandırmak son derece önemlidir. Bu nedenle, istihdam dostu sosyal yardım modellerine öncelik vermeliyiz. Esasen son yıllarda, bu yönde bazı adımlar attık. (sosyal yardım alan hanelerde yaşayan çalışabilir durumdaki bireylerin istihdamı halinde bir yıl süreyle işveren sigorta priminin devlet tarafından üstlenildiği düzenlemeyi gerçekleştirdik.)  Ancak, sosyal yardım ve istihdam bağlantısını daha güçlü ve etkili hale getirmek durumundayız.   Bunu da, sadece sosyal yardımlardan mevcutta yararlanan vatandaşlarımız için değil, yararlanma sınırındaki vatandaşlarımız için de düşünmeliyiz. Bu konuda, özellikle “illerimizde sosyal yardım alan ya da alma sınırında olan vatandaşlarımıza yönelik kırsal kalkınma çerçevesinde yeni modeller geliştirilebilir mi”  ya da “kadınlarımız için kooperatifleşme yeni bir çıkış olamaz mı” gibi değerlendirmeleri yapmak durumunda olduğumuzu düşünüyorum. Nitekim, Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız kırsal kalkınma, ayrıca Ticaret Bakan Yardımcımız da kooperatifçilik yönüyle bilgi vermek ve katkı sunmak üzere aramızdalar. Saygıdeğer Kardeşlerim, Şiddet, asla kabul edilemez bir insanlık suçudur.    Türkiye’de özellikle kadına yönelik şiddet konusu 1980’li yıllardan itibaren gündeme gelmeye başlamış; günümüzde toplumsal farkındalık daha da artmıştır. Bu sorun dünyanın diğer ülkelerinde de yaşanmaktadır. Elbette şiddet mağduru kadınlarımız susmamalıdır ve hakkını aramalıdır. Nitekim Hükümetlerimiz döneminde kadına şiddetle mücadele konusunda önemli yasal düzenlemeler yaptık; uygulamaya koyduk; ayrıca bu alanda ciddi kurumsal yapı ve kapasite oluşturduk.  Şiddetin her türlüsünü, bu kapsamda da kadına yönelik şiddeti en aza indirmek ve hatta sıfıra indirmek, bizim temel gayemizdir ve öyle de olmalıdır. Ancak kadına şiddet, sadece belirli bir kesimin duyarlı olduğu ve mücadele alanı gördüğü bir sorun değildir. Böyle bir algı oluşturulması kesinlikle kasıtlıdır. Zira bizim inanç ve kültür değerlerimizde şiddete asla yer yoktur. Dolayısıyla bu hepimizin sorunudur ve hep birlikte mücadele edeceğimiz bir alandır.     Değerli Kardeşlerim “Güçlü kadın güçlü aile, güçlü aile güçlü toplum, güçlü toplum güçlü Türkiye” demektir. Türkiye olarak kadınımızın güçlenmesinde alanında da önemli gelişmeler kaydettik. Önümüzdeki döneme yönelik politikalarımızı da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Mart 2018‘de kamuoyuyla paylaşılan “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi” ile kapsamlı biçimde ortaya koyduk. Bu kapsamda temel politikalarımızdan biri, kadının işgücüne katılımını arttırmaktır. Hükümetlerimizin yaptığı düzenleme ve uygulamalar sonucunda, 2005 yılında % 22,7 olan kadının işgücüne katılım oranı bugün %35 civarına yaklaşmıştır;  2023 için hedefimiz de %41’dir. Ancak kadınımızın, istihdamının artışı kadar, iş ve aile hayatını uyumlu biçimde yürütebilmesini de önemli buluyoruz.   Kadının güçlenmesi adına, kendi işini yapan kadın girişimciliğinin artması; ayrıca siyaset ve bürokraside daha fazla kadınımızın yer alması da son derece önemlidir. Bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, kadınların siyasette daha fazla yer almalarının önünü açan; bu yönüyle de kadınımızın güçlenmesine büyük katkı veren bir liderdir. Sayın Cumhurbaşkanımıza,  bu ülkenin kadınları olarak ayrıca müteşekkiriz. Kadınımızın güçlenmesinde diğer önemli unsur eğitimdir. Kız çocuklarımızın ve gençlerimizin okullaşma oranlarında dönemimizde büyük bir atılım yaptık. Nitekim, ülkemizde kız çocukları için ortaöğretim kademesinde net okullaşma oranı son 17 yılda neredeyse 2 kat; yüksek öğrenimde ise yaklaşık 3 kat yükselttik.Sosyal Politikalar Başkanlarımız olarak sizlerin de, kadına karşı şiddet ile mücadele; ayrıca kadının güçlenmesi adına istihdamı ve eğitimi çalışmalarına ilgi göstermenizi ve illerinizdeki gereken katkıyı vermenizi bekliyorum.    Değerli Kardeşlerim, Sosyal Politikalar alanında ilgilendiğimiz bir diğer kesim çocuklarımızdır. Bir ülkenin çocuklarına verdiği önemin iki temel göstergesi vardır; bunlar “sağlık” ve “eğitim” hizmetleridir. Türkiye’nin çocukları devletimizin sunduğu sağlık hizmetlerinden ücretsiz faydalanmaktadır. (Bunu yaptığımızdan bihaber olan muhalefet, hatırlarsanız bunu 24 Haziran seçimlerinde seçim vaadi olarak açıklamıştı)     Çocuklarımızın okul öncesi eğitimini de ücretsiz hale getirdik. Böylece 4-5 yaş grubu çocuklarımızda okul öncesi eğitimi alma oranını %51 civarına yükselttik. Bu oran 2002’de sadece %12 civarındaydı. Sosyal devlet ve çocuk dediğimizde, aklımıza ilk “devlet koruması altındaki çocuklarımız” ve dolayısıyla “yetiştirme yurtları” gelir. (Burada salona dönerek, Son birkaç ay içinde ilinde yetiştirme yurduna hangi başkanlarımız ziyaret etti? diyerek salonla kısa bir DİYALOG kuruyorsunuz. (var diyen çıkarsa da, sanırım gittiğiniz çocuk evlerimizdi, diyorsunuz) Artık isteseniz de yetiştirme yurdu ziyareti yapamayacaksınız. Çünkü AK Parti hükümetleri olarak bu çocuklarımız için de büyük bir dönüşüme imza attık.    Devlet koruması altındaki çocuklarımız, artık koğuş türü yurtlarda değil, ev ortamında yaşamaya başladılar.Bu dönüşümle Yetiştirme Yurtlarını 2017 sonu itibariyle kapattık. Bu, o dönem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak en çok emek verdiğim ve de en mutlu olduğum çalışmalarımızdan biridir.Bu evlere lütfen ailece gidip, bir misafir olun. Çocuklarımızın daha mutlu olduklarını, ayrıca okul başarılarının ve aziz milletimizin temel değerlerine bağlılıklarının da artmaya başladığını bizzat gözlemleyeceksiniz. Diğer yandan devletimiz, bir çocuğu doğrudan kuruluş bakımına almak yerine, öncelikle  çocuğun kendi ailesi yanında kalmaya devam etmesi için aileye (SED) maddi destek veriyor.      Eğer bazı nedenlerle ailesi yanında kalma imkanı yoksa, bu çocuklarımız  koruyucu aile yanına yerleştiriliyor. Bu durumda devletimiz, çocuğumuzun masraflar için koruyucu ailesine ekonomik destek veriyor, ayrıca bu ailenin  ebeveynine sigortalı olma imkanı sağlamakta ve primini de  üstleniyor.  Halen yaklaşık 127 bin çocuğumuz SED; yaklaşık 7 bin çocuğumuz da koruyucu aile yanında, devletimizin güvencesi altındadır. İllerimizde özellikle Valilerimiz ve eşleri, koruyucu aile konusunda teşvik edici çalışmalar yaptı ve yapıyorlar. Sosyal Politika Başkanlarımızın da koruyucu aile sayısının arttırılması çalışmalarına destek vermelerini bekliyorum.     Sayın Başkanlarım, Toplumumuzun önemli bir kesimini oluşturan engelliler, bu ülkede uzun yıllar yanlış anlayışlar sonucu adeta evlerine kapatılmış, toplumdan uzak tutulmuşlardır. Engellilerimiz için de büyük gelişmeler kaydettik; münhasıran ilk Engelliler Kanununu biz çıkardık. Daha önce adeta harçlık seviyesinde olan (24Lira,48Kuruş) engelli maaşlarını 31 kat arttırdık.Ayrıca, ağır engelli ve yaşlılarımızın aileleriyle birlikte kalmalarına da imkan sağlayan evde bakım desteği uygulamasını 2007 yılında biz hayata geçirdik. Halen yaklaşık 515 bin engelli ve yaşlımıza evde bakım desteği sağlıyoruz. Bu kapsamda son bir yılda kendilerine toplam 6,7 milyar TL ödeme yaptık.   Biliyorum ki, sizlere alanda gelen talep ve sorunlardan biri de engelli raporlarının verilişi ile ilgili. Sağlık Bakan Yardımcımız da burada ve bu konuyla ilgili gerekli bilgileri birazdan aktaracaktır. Diğer yandan engellilerimizin eğitimine de önem verdik. Bugün özel eğitim hizmetlerinden yararlanan engelli öğrenci sayısını, 2002 yılına oranla yaklaşık 7 kat arttırdık.  (2002’de 53 bin; 2019; 354 bin) Engelli vatandaşlarımızın istihdamı diğer önemli bir açılım alanımızdır.  Dünyada bir ilk olan Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) sistemini, 2012 yılında biz uygulamaya koyduk. Böylece, 2002 yılına kıyasla engelli kontenjanında memur olarak çalışan engelli sayısını ( 5.777 ) da 10 kat arttırdık.   Özel sektörde de engelli istihdamının arttırılmasını teşvik etmek için mevzuat düzenlemeleri yaptık ve sonuçta çarpıcı artışlar kaydettik. Önümüzdeki dönemde ise, engelli bireylerin sosyal hayata aktif katılımlarına imkan sağlayacak ve gündüzlü hizmet verecek sosyal merkezlerin   yaygınlaştırılmasına ihtiyacımız var. Bu hedefin gerçekleştirilmesi, inanıyorum ki sosyal politikalar alanına yeni bir soluk getirecektir. Bu merkezlerin, özellikle Alzheimer/Demans Hastaları ve CP’li ve Otizmlilere de hizmet verecek biçimde yapılandırılmasında fayda görüyorum. Bu merkezlerin yaygınlaştırılması, engellilerin ailelerine dokunacak, onlara da nefes aldıracaktır. Bu konuda, özellikle il belediyelerimizin daha aktif olmalarını diliyorum.   Değerli Dava arkadaşlarım, Yaşlılarımız bizim hafızamız ve değerimizdir. AK Parti olarak iktidara geldiğimiz dönemden bugüne, insanımızın ortalama yaşam süresi 72 yıldan bugün 78,3 yıla yükselmiştir. Dolayısıyla 65 yaş üstü insanımızın nüfusumuz içindeki oranı ( %9 civarı) her geçen gün artmaktadır. AK Parti hükümetleri olarak yaşlılarımıza destek adına da önemli adımlar attık. 2002 yılında yaşlı aylığı (65 yaş üstü muhtaç, kimsesiz) sadece 24 TL idi. Tekrar söylüyorum “sadece 24 lira”. Biz bu tutarı tam 27 kat arttırdık ve ödemeleri de aylık hale getirdik.        2016 yılında yaptığımız yasal değişiklik ile birlikte (bireyin geliri üzerinden yapılan muhtaçlık değerlendirmesi sayesinde) ihtiyaç sahibi yaşlılarımızı, ailelerinin yanında olsalar da maddi destekten faydalanma imkanını sağladık.  Öncelikli politikamız, yaşlılarımızın aile ortamı ve sosyal çevrelerinden kopartılmadan desteklenmesi ve evde bakımlarının sağlanmasıdır. Bir yandan bu önceliğimiz çerçevesinde bir çok programı uygulamaya koyarken; diğer yandan aile yanında yaşama imkanı olmayan yaşlılarımız için de, kalabilecekleri yerlerin (huzurevleri, yaşlı bakım merkezleri) kapasitesini arttırdık. Değerli Dava Arkadaşlarım, Aile, bir toplumun direğidir. Aile, ferdinin ihtiyaçlarının karşılanması, gelişimi; aynı milli –manevi değerlerin ve neslin devamının sağlanması bakımından son derece önemli bir kurumdur; yeri doldurulamaz.   Esasen, kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve engellilere yönelik tüm destek ve hizmetlerimize dikkatle baktığınızda, bunların doğrudan ya da dolaylı olarak ailenin korunması, güçlendirilmesi ve bütünlüğünün korunması odaklı modellediğimiz görülecektir.  Dünyada yaşanan hızlı gelişmelerin olumsuz etkileri, giderek bireysel yalnızlaşma, çürüme ve toplumsal yozlaşmaya yol açma riskini arttırmaktadır. Bu nedenle aile kurumuna sahip çıkmak, günümüzde artık bir güvenlik meselesidir. Özellikle bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucu, internet-bilgisayar-akıllı telefon kullanımının yaygınlaşması ve sosyal medya uygulamaları beraberinde fırsat kadar ciddi tehditleri de getirmektedir.   Bu tehdit, çocuklarımız ve gençlerimiz için daha kritiktir ve her aileyi doğrudan etkilemektedir.  Bu nedenle, sosyal politikalar artık sadece yardımlar ve sosyal hizmetlerden ibaret değildir ve yeni sorumluluk alanları oluşmaya başlamıştır. Bu sorunla etkin mücadele için eğitim çalışmalarını yaygınlaştırmak durumundayız.  Bu çerçevede ilgili Bakanlığımızın 2013 yılından itibaren uygulanmaya başladığı Aile Eğitim Programı (AEP), oldukça kapsamlı ve modüler bir yetişkin eğitim programıdır. Ayrıca ailenin temellerinin daha güçlü atılması adına da ilgili Bakanlığımızca "Evlilik Öncesi Eğitim Programı" uygulaması söz konusudur.   Sizlerin de bu eğitimlerin illerinizde yaygınlaştırılması ve katılımların arttırılması bakımından programlar düzenlemenizi önemli buluyorum. Böylece sizler de, bir aile bile olsa dağılmaktan kurtarılmasına, hatta bu ailenin daha mutlu ve güçlü olmasına vesile olabilirsiniz. Değerli Dava Arkadaşlarım, Sayın Başkanlarım, AK Parti Hükümetleri olarak, bundan yaklaşık dört yıl önce sosyal devlet alanında yeni bir hizmet anlayışını daha hayata geçirdik. Bu yeni hizmetimizi, “artık ihtiyaç sahibi vatandaşımız devletin değil; devlet vatandaşımızın ayağına gitmelidir” ilkesine dayandırdık. Kısa adı ASDEP olan bu yeni hizmet, sosyal devlet anlayışımızın sahadaki yeni gücü olacaktır.   2016 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Bakan olarak görevlendirildiğimde ilk gündemime aldığım konu, proje halindeki Aile Sosyal Destek Programı - ASDEP’i hayata geçirmek olmuştur. Bu kapsamda 2016 ve 2017 yıllarında 3 000 ASDEP görevlisi istihdam ettik, eğitimlerini tamamladık ve bilgi işlem altyapısı kurarak, alana gönderdik. Günümüzde, ülke genelinde ASDEP personeli (mevcut sayı halen 2700)  ile bugüne kadar yaklaşık iki milyon haneye giderek kapısını çalarak bizzat ziyaret etmiş, insanımızı dinlemiş; derdini ve ihtiyacına çare olmuş ya da çare aramasında yanında olmuştur. Esasen bu uygulama, başlı başına sosyal politikalarda bir devrimdir ve bütün unsurlarıyla hayata geçirilmesiyle birlikte, daha ileri hamleleri yapacağımıza inanıyorum.   Bir yandan ASDEP ile insan gücümüzü arttırırken, diğer yandan ilçeler düzeyinde yaklaşık 330 Sosyal Hizmet Merkezi açtık ve böylece vatandaşımızın sosyal devlet hizmetlerimize erişimini daha da kolaylaşırdık. Bu merkezlerimizde,  çocuk, kadın, şehit yakını, gazi, engelli, yaşlı birey ve ailelerine yönelik koruyucu, önleyici hizmetler ile eğitim, rehberlik ve danışmanlık hizmetleri bir arada sunulmaktadır.  Değerli Arkadaşlarım, Günümüzde sadece ülkemizde değil, dünyada da etkili bir tehditle karşı karşıyayız.Bu tehdit “uyuşturucu bağımlılığıdır” ve özellikle gençlerimiz arasında giderek yaygınlaşmaktadır. Hükümetlerimiz bu tehditle mücadele adına gerekli adımları atmıştır ve atmaya devam etmektedir.       2016 yılında, geniş katılımlı ve sadece gençler ile gençlik üzerine ülkemizde ilk kez yapılmış olan “Türkiye Üniversite Gençliği Profil” araştırmasını gerçekleştirdik. Araştırmada elde edilen sonuçlarına bakınca, bu konuda sadece kamu kurumlarına değil, bizlere de önemli ödev ve sorumluluklar düştüğünü  vurgulamak isterim. Bu nedenle İl Gençlik Kolları Sosyal Politika Başkanlarımızın “gençlik ile ilgili çalışmalarında, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü bağımlılıkla mücadeleye önem vermelerini; bununla ilgili bilinci oluşturacak eğitim ve spor programları düzenlemelerini” bekliyorum.    Az sonra Sağlık Bakan Yardımcımız, İçişleri Bakan Yardımcımız uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele çalışmalarımız; Spor ve Gençlik Bakan yardımcımız da gençlerimizin daha çok ve yaygın biçimde sporla buluşmaları hakkında kapsamlı bilgilendirmeler yapacaklardır.     Değerli Başkanlarım, Günümüz dünyasının yeni sınavı, insan ve insani değerleri yaşatmak üzerinedir. Mülteci sorunu bir insanlık dramıdır ve bugün küresel bir boyut kazanmıştır. Türk Milleti, sahip olduğu inanç, kültür ve insani değerleri sebebiyle tarihin hiçbir döneminde mağdur ve mazlumlara asla sırtını dönmemiştir. Bugün ülkemiz, yaklaşık 3.7 milyon Suriyeli kardeşimizi misafir etmektedir. Suriyeli Kardeşlerimize her alanda hizmet sunabilmek için ensar ve muhacir bilinciyle hareket ettik; hiçbir karşılık beklemeksizin seferber olduk.   Bugün sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte Hükümet olarak Suriyeli kardeşlerimize yaptığımız yardımların değeri 40 milyar doları aşmış durumdadır. İnsan hakları, demokrasi ve özgürlükler konusunda güya öncü büyük devletler bu insanlık dramı karşısında neredeyse kılını bile kıpırdatmamış; Avrupa Birliği de 3 milyar Avro dışında hiçbir katkı sağlamamış; verdiği sözleri tutmamıştır. Bu kaynak da, devletin bütçesine değil; Kızılay, AFAD ve ilgili STK’lara aktarılmıştır. Bazı çevrelerin arasında “devlet Suriyelilere her ay maaş veriyor” dedikleri esasen AB fonlarından gelen kaynağın dağıtımında Kızılay Kart’ın kullanılmasıdır. Hala illerinizde böyle konuşanlar varsa,  doğrusunu bu şekilde izah etmenizi rica ediyorum.   Diğer yandan Suriyeli kardeşlerimiz ile ilgili mevcut durum, ülkemiz bakımından artık daha fazla sürdürülebilir değildir. Nitekim bildiğiniz gibi geçtiğimiz Ekim ayının başında, gerek sınır güvenliğimizi korumak ve terör koridorunu ortadan kaldırmak; gerekse Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine dönebilecekleri güvenli bir bölge oluşturmak adına Barış Pınarı Harekatını başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın cesareti, dik duruşu ile sahada; dünyanın en güçlü denilen iki ülkesiyle anlaşmaya oturtan diplomatik zekasıyla da masada sergilediği liderlik sayesinde büyük bir oyunu da bozduk. Yine de dikkatle takip etmemiz gereken bir sürecin içindeyiz.  Bu vesileyle, Harekat’ta şehit düşen Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, kahraman gazilerimize şifalar diliyorum.   Değerli Dava ve Yol Arkadaşlarım, Elbette Türkiye olarak hassas bir dönemden geçiyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun mazlum ve mağdurların yanında olan, birilerinin “vaad edilmiş topraklar” projesine çomak sokan; ülkeyi IMF’ye muhtaç olmaktan kurtaran, kendi savunma sanayisini kuran, giderek küresel enerji merkezi haline gelen, yerli otomobil projesini başlatan,  Doğu Akdeniz’de yaptığı gibi haklarını savunan  bir Türkiye istemiyorlar.   Türkiye güçlü olmasın, hatta Türkiye diz çöksün istiyorlar.Dünya 5’den büyüktür diye haykıran Cumhurbaşkanımızı kendilerince cezalandırmak istiyorlar.Bunun için onların deyimiyle “Erdoğansız” bir Türkiye istiyorlar.Bunu terörün hendek siyasetiyle başaramadılar.Bunu 15 Temmuz hain Darbe girişimiyle başaramadılar.Bunu  2018 Ağustos Kur kıskacıyla başaramadılar.Bunu şimdi de sapla samanı karıştırarak ya da doğruları çarpıtarak, kendilerince alternatif yeni çatılarla yapmak istiyorlar; Allah’ın izniyle yine başaramayacaklar.Onlar ne yaparsa yapsın, biz işimize bakacak; AK Parti olarak aziz Türk Milletine hizmet etmeye devam edeceğiz.   Ne diyor şair, (Abdürrahim Karakoç)    Beden ölür, çürür, cana bakın siz.    Kim kiminle yürür, ona bakın siz.    Bırakın dönsün dönme dolaplar    Haktan, hakikatten yana bakın siz Bu nedenle bizler saflarımızı daha da sıklaştırmalı, birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmeliyiz.  Üstelik muhalefetin durumu ve seviyesi de malum.   Sadece son Doğu Akdeniz konusunda CHP Genel Başkanının yaptığı açıklamalara bakın yeter. Ne diyordu; “Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarında her ülke var ama Türkiye yok” Üstelik sondaj gemilerimiz o bölgedeyken söyledi bunu. Ardından, Libya ile uluslararası hukuka da uygun bir Mutabakat Zaptı imzaladık ve Doğu Akdeniz’de Türk Milletine oynanmak istenen oyunu bozduk.   Bizimle bu anlaşmayı imzalayan Libya yönetimin daveti üzerine de, bildiğiniz gibi Libya için Teskere çıkardık. Başta yine CHP Genel Başkanı olmak üzere muhalefet, bu kez de “Ordumuzun Libya’da ne işi var” demeye başladı. Daha sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın “ordumuzu muharip güç olarak göndermeyeceğiz” demesine rağmen, hiçbir şey denmemiş gibi aynı söylemlerine devam ettiler.  Elbette Libya konusunu dikkatle takip etmemiz gereken bir süreçteyiz. Allah’ın izniyle bu konuda da oyunu bozacağız. Ancak muhalefetin dediğini yapsaydık, Antalya körfezine sıkıştırılmış bir Türkiye olmaya razı olacaktık.    Dolayısıyla neredeyse her konuda muhalefette “ciddiyet, vizyon ve kalite” sorunu var. Bunlara değil ülke yönetiminin emanet edilmesi, bir işletme bile  emanet edilmez; çünkü bunlar o işletmeyi 3 günde batırırlar. Oysa aziz milletimizin güçlü geleceği ve milli duruşu adına, Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğindeki AK Parti’nin daha da güçlü olmasına ihtiyaç var. Elbette bizim, sizin, hepimizin hataları ve eksikleri olmuş olabilir. Önemli olan bunları görmek ve gereğini yerine getirmektir. Hepimize bu konuda düşen görevler var.
Kaynak: Editör: afyonarmonihaber
 
Etiketler: Son, bölge, değerlendirme, toplantısı, yapıldı,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Afyon
Az Bulutlu
Güncelleme: 17.02.2020
Bugün
-
Salı
-3° -
Çarşamba
- 10°
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Afyon

Güncelleme: 17.02.2020
İmsak
06:18
Sabah
07:41
Öğle
13:17
İkindi
16:15
Akşam
18:43
Yatsı
20:00
Arşiv Arama
Haber Yazılımı